Etiket arşivi: soap making

Mart ayı ve yeni sabunlar

Yeni bir aya girerken ilk işim eksilen sabun malzemelerimi tamamlamak oldu. Böyle bir düzen oluşturdum kendimce. Ay başında malzememi alıyorum ve o ay malzemem tükense de yeni sipariş vermiyorum. Kendimi bu şekilde kontrol altında tutmaya çalışıyorum. 

Bu ay sabun bazı haricinde aldığım yeni malzemeler arasında beyaz sim, beyaz sedef, ultramarin oksit, yeni esanslar ve silikon dikdörtgen kalıp var. Özellikle beyaz sedefen çok memnun kaldım çünkü şeffaf sabun bazına karıştırdığınız her renkte boyayı sedefli hale getiriyor, bu da sabunun rengine yerine göre dinamizm yerine göre romantizm katıyor. 

sabun3

Yeni aldığım esasnslardan biri beyaz sabun kokusu. Açıkçası bu kokuyu eşim istemişti ama benim de şimdiki favorim oldu. Miss gibi temizlik kokuyor. Diğer esansım da daha erkeksi bir deniz kokusu. Erkeklerin kullanabileceği sabunlar için bu tarz bir esansa ihtiyacım vardı. Doğru tercih yapmışım, koku gerçekten harika.

Dikdörtgen sabun kalıbını ise uzun süredir istiyordum çünkü kalp, gül ya da yuvarlak kalıplar yerine göre güzel olmakla beraber kullanım sırasında klasik sabunu aratıyor doğrusu. Dikdörtgen sabun avuç içine tam oturuyor, ayrıca yaratıcı kombinasyonlara da çok müsait. 

Bunların hepsini yine taa Antalya’dan Tatlı Dilimler‘den ısmarladım. Siparişim ikinci günde elime ulaştı. Şu ana kadar hiç aksama olmadı, dolayısıyla çok memnunum, çok seviyorum onları. 

İlk olarak söz verdiğim gibi sevgili yengemin (amcamın eşi) kızkardeşine hediye sabun hazırladım. Organik lavanta yağı ile yaptığım bu sabunlar iki katlı, beyaz sabun bazıyla yapıldı. Üzerine de ufak bir bindirme yaptım kalp kalıptan. Bindirme işi biraz zor oldu. Minik kalp sabunu kolonyaladım, kalbin alt yüzeyini sarı renkteki erimiş sabuna batırdım ve hazır sabunumun üzerine yerleştirerek kurumasını bekledim. Bu sırada kenarlara taşan kısımları çay kaşığının sapıyla temizledim.


sabun4

İki sabun da yengemin annesi için yaptım. Onlar için de yine küçük kalp kalıplarımı kullandım. Şeffaf sabun bazını mavi sıvı boya ve yeni aldığım beyaz sedefimle renklendirdim. Bunu ikiye böldüm. Önce bir kat döktüm. Araya kalp sabunu yerleştirip üzerine ikinci katı döktüm. Sonuçtan oldukça memnun kaldım. Embed işlemi için hazırladığım başka minik sabunlarım da vardı, balık, deniz yıldızı ve çiçek şeklinde ama yine en hatasızı kalpler oldu. 

sabun2

Sırada yeni siparişler de var. Şimdiden sabun bazlarımın büyük kısmını tüketmiş durumdayım. Artık bazılarını bir ay daha bekletmek zorunda kalacağım napalım.

Sabun yapma konsepti hayatıma aniden girdi ve girer girmez de orada inanılmaz bir yer kapladı. Yeni kombinasyonlar denemek, insanlar neler yapmış diye internetten araştırmak, hata yapıp daha iyisini hedeflemek, kafamı dağıtıp günlük streslerden uzaklaşmamı sağlıyor. Özellikle bu hafta aldığım bazı kötü haberlerin ardından mutfağa kapanıp mis gibi kokularla ve birbirinden güzel renklerle uğraşmak moralimi yeniden yükseltti. Bu da benim terapim oldu sonunda. çok da iyi oldu! Umarım herkes kendine iyi gelen uğraşı bulup günlük koşturmalar içinde biraz olsun rahatlamaya vakit ayırabilir. Güzel bir hafta dileğiyle…    

Reklamlar

‘Dilimlerim’ ve sabunlarım

Kış bir sıcak bir soğuk akıp gitmeye devam ederken sıcak evimde kendimle başbaşa günlerim de sürüyor. Evde herkesten uzak kalmak çocukluğumdan beri sevdiğim bir şeydi. Şimdi elimden geldiğince bu durumun tadını çıkarmaya çalışıyorum.

İlgim çeşitli etkinlikler arasında hızla gidip geliyor. Bazen günlerce üst üste “okunması gerekenler” listemden kitap okuyorum; öyle ki çoğu kez bir günde bir kitabı bitirecek kadar konsantre oluyorum. Son dönemde okuduklarım arasında Hemingway “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” Neil Gaiman “The Ocean At The End Of The Lane”, Jasper Kent “Twelve” ve Markus Zusak “Kitap Hırsızı” var.

Yüz Yıllık Yalnızlık
Yüz Yıllık Yalnızlık

Masamın üzerinde Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez’in “Yüz Yıllık Yalnızlık”ı duruyor, ancak dönemsel olarak “kitap dilimi”nden çıkmış ve yeniden “DIY dilimi”ne girmiş bulunmaktayım, o yüzden güzelim kitabı elime alasım yok son günlerde.

İspanyolca korku tüneli

Yeni sardığım etkinliklerden biriyse İspanyolca filmleri İspanyolca alt yazıyla izlemek. Dil öğrenirken yapılacak en faydalı işlerden birisi… İspanyol sineması korku ve thriller türünde oldukça zengin olduğu için ve ben de korku filmi izlemeye bayıldığım için geçtiğimiz günler oldukça keyifliydi. El Cuerpo (The Body), Tesis (Thesis), El Orfenato (The Orphanage) ve El Laberinto del Fauno (Pan’s Labyrinth)… Bunlar bana İspanyolca alt yazı bulmak konusunda hiç zorluk çıkarmadı.

Kaynak: 25-horas.com
Kaynak: 25-horas.com

Filmleri izlerken zaman zaman durdurdum ve benim için henüz hala hızlı olan akışı biraz yavaşlatarak birçok kez cümleleri tane tane okudum. Arada kilit bazı kelimelere Google Translate’ten baktığım da oldu. Yine de bunların sayısını filmi soğutmayacak seviyede tutmayı başardım ve tüm filmlerden çok keyif aldım. Bu sırada İspanyolca derslerde de dili daha kıvrak kullanmaya başladım, yaptığım egzersizler hemen kendini gösterdi. Ama en son indirdiğim filmlerin hiçbirine İspanyolca alt yazı bulamadım, bu nedenle İspanyolca dilimini de ileride geri dönmek üzere şimdilik bir kenara bıraktım.

Bir tarafta da kavgalı olduğum “yazı dilimi”  var, onu da unutmamak lazım. Açıkçası bu ara yazı dilimine, henüz içine tam olarak girmemiş olsam da, yakın hissediyorum kendimi. Bugün blog yazmak için gelen dayanılmaz istek sanırım bunun göstergesi. 

Bir Denizkızı’na rastladım

İçinde bulunduğum dilim ise DIY! Bu ara yine elimden iPad düşmüyor. Sürekli sabun yapımıyla ilgili yeni şeyler araştırıyorum. Yaratıcı ve farklı formüller bulmaya çalışıyorum. bu sırada el alışkanlığımın da artmasını istiyorum. O yüzden sık sık denemeler yapıyorum. Bu süreçte en kıymetli kaynaklarım ise Pinterest ve Youtube. Son olarak Youtube’da Ariane Arsenault ile karşılaştım. Bu sevimli kadın Kanada’nın Quebec bölgesinde Magdalen Adaları’nda (Iles de Madeleine) bir hediyelik sabun dükkanının sahibi. La Fille De La Mer (Deniz Kızı) markasının yaratıcısı Ariane’in dükkanından içeri (youtube aracılığıyla) şöyle bir girip de hayran kalmamaya imkan yok. Sabunların hepsi şeker gibi. Aşağıdaki videonun 11. dakikasından itibaren mağazayı görme fırsatınız olacak.

Bu güzellikleri görünce ben de kendimce sabunları eritip kalıba dökmekten daha farklı neler yapabilirim diye düşünmeye başladım. Malum benim dev kalıplar ve kazanlarla çalışabileceğim bir atölyem yok. Evimin en minik yeri olan mutfağımda minimum araç gereçle bu uğraşımı sürdürmeye çalışıyorum. Kendimi zorlamadan ama daha orjinal neler yapabilirim diye sorgularken bu kez Pinterest imdadıma yetişti. Yaratıcı insanların boardlarından güzel fikirler aldım ve sonunda sabunlarıma doğal malzemeler katarak onları renklendirmeye çalıştım. Sonuç şöyle oldu:  

Homemade Soaps

Küçük yıldızların içinde limon esansı ve limon kabuğu rendesi var. Limonun canlandırıcı, enerji verici ve cildi yenileyici etkisi olduğu biliniyor. Transparan – mor dairelerin içine peeling etkisi yaratması için haşhaş serptim. Sarı kalplerin içinde kurutulmuş ıhlamur çiçeği ve tomurcukları var, mis gibi limon ve ıhlamur kokuyor.  Mavi kalplerde swirling metodu kullanmaya çalıştım. İki farklı mavi tonunu aynı anda kalıba dökerek karıştırdım. Güllerim ise kahveli. Kahveli sabunlar internetteki araştırmalarıma göre mutfak sabunu olarak geçiyor, çünkü kahve eldeki soğan sarımsak kokusunu alıyormuş.