Kategori arşivi: KENDIN YAP

Renklerle oynamak

Geçtiğimiz haftalarda yaşadığımız üzücü olaylar sırasında içimden birşeyler yazmak gelmedi. Bir çocuğun ölümünün ardından yapılan kirli siyaseti ve insanların acılarının bile siyasete alet edilmesini üzülerek izledim. Hırsızlıkların, yolszulukların ifşa edildiği tapeleri ağzım açık dinledim. Twitter’ın kapatılması ise tüm bunların yanında o kadar ufak kaldı ki tepki bile gösteremedim.

Neyse kendi kendime buradan siyasi konulara girmeme sözü vermiştim. Sadece buradan değil, meslek hayatımda da habercilikten uzaklaşarak kafamı ve ruhumu biraz olsun rahatlatmayı istemiştim. Yine de evde ve arkadaş çevresinde bu konulardan kaçınmak mümkün olmuyor çünkü, olan biten sinirine sinirine basıyor insanın. Sanırım çoğunuz için durum benzerdir.

Neyse iç açıcı şeylerden bahsedelim istiyorum. Son haftalarda havalar soğukken vaktimin büyük kısmını evde ve arkadaşlarımın evlerinde geçirdim. Evdeyken Jose Saramago’nun Körlük romanını bitirdim, kedim Erik’le oynadım, dizilerimi izledim, İspanyolca çalıştım. Tabii sabunlarımla oynamaya da bol bol fırsatım oldu. 

20140322-181013.jpgYukarıdaki mavi beyaz sabunları yapmak çok eğlenceliydi. Metodu Soap Queen’den öğrendim. İlk katı döktükten sonra katılaşırken kaşıkla karıştırdım ve ortaya yamuk yumuk bir kat çıktı. Üzerine ikinci kat sabunu döktüğümde katlar arasında dalgalı bir geçiş elde ettim. Esans olarak lavanta yağı kullandım.

20140322-181026.jpg

Yeşil beyaz sabunları ‘double pouring’ metoduyla yaptım. İki farklı renkteki, eriyik sabunu aynı anda kalıplara döktüm. Kullandığım sabun bazları mat beyaz baz. Dolayısıyla yoğunlukları aynı. Bu nedenle sabunlar çok sıcakken dökme işlemini yapmak renklerin birbirine karışıp yekpare hale gelmesine neden oluyor. Bunu önlemek için sabunların soğuyup muhallebimsi kıvama gelmesini beklemek gerekiyor. Ancak bu çok hassas bir denge çünkü o kıvama gelen sabun her an donarak işleminizi berbat edebilir. Birkaç kez yaptıktan sonra duruma daha çok hakim olmak mümkün.

Double pouring yöntemi şeffaf ve mat sabun bazı kullanılarak yapıldığında daha kolay oluyor. Bazlar sıvı haldeyken de birbirine tam olarak karışmıyor. Koku olarak organik nane yaprağı yağı kullandım. Bu sabunlar Nane şekeri gibi kokuyor.

20140322-180956.jpg

Yukarıdaki sabunlar farklı bir yerden aldığım bazla yapıldı. Ancak kalitesinden memnun kalmadım. Sabunlarımda delikler oluştu ve yüzeyleri istediğim pürüzsüzlükte olmadı. Bir daha Tatlı Dilimlerden başka yerden baz almam, alırsam da belki yine onların sattığı ürünü üreticisinden yani Stephenson’dan alırım. Sarı, yeşil bu sabunlar bence çocukların ilgisini çekebilir. Mis gibi nane kokuyorlar. 

20140322-180943.jpg

Kalpli sabunları arkadaşım Damla’yla beraber yaptık. Kullandığımız mavi boya tamamen doğal, dolayısıyla akma yapmıyor. Esans olarak Tatlıdilimler’den aldığım “Denizci” yi kullandık. Oldukça sert bir erkek kokusu. Kullandığımız yöntem yine double pouring.

Reklamlar

Mart ayı ve yeni sabunlar

Yeni bir aya girerken ilk işim eksilen sabun malzemelerimi tamamlamak oldu. Böyle bir düzen oluşturdum kendimce. Ay başında malzememi alıyorum ve o ay malzemem tükense de yeni sipariş vermiyorum. Kendimi bu şekilde kontrol altında tutmaya çalışıyorum. 

Bu ay sabun bazı haricinde aldığım yeni malzemeler arasında beyaz sim, beyaz sedef, ultramarin oksit, yeni esanslar ve silikon dikdörtgen kalıp var. Özellikle beyaz sedefen çok memnun kaldım çünkü şeffaf sabun bazına karıştırdığınız her renkte boyayı sedefli hale getiriyor, bu da sabunun rengine yerine göre dinamizm yerine göre romantizm katıyor. 

sabun3

Yeni aldığım esasnslardan biri beyaz sabun kokusu. Açıkçası bu kokuyu eşim istemişti ama benim de şimdiki favorim oldu. Miss gibi temizlik kokuyor. Diğer esansım da daha erkeksi bir deniz kokusu. Erkeklerin kullanabileceği sabunlar için bu tarz bir esansa ihtiyacım vardı. Doğru tercih yapmışım, koku gerçekten harika.

Dikdörtgen sabun kalıbını ise uzun süredir istiyordum çünkü kalp, gül ya da yuvarlak kalıplar yerine göre güzel olmakla beraber kullanım sırasında klasik sabunu aratıyor doğrusu. Dikdörtgen sabun avuç içine tam oturuyor, ayrıca yaratıcı kombinasyonlara da çok müsait. 

Bunların hepsini yine taa Antalya’dan Tatlı Dilimler‘den ısmarladım. Siparişim ikinci günde elime ulaştı. Şu ana kadar hiç aksama olmadı, dolayısıyla çok memnunum, çok seviyorum onları. 

İlk olarak söz verdiğim gibi sevgili yengemin (amcamın eşi) kızkardeşine hediye sabun hazırladım. Organik lavanta yağı ile yaptığım bu sabunlar iki katlı, beyaz sabun bazıyla yapıldı. Üzerine de ufak bir bindirme yaptım kalp kalıptan. Bindirme işi biraz zor oldu. Minik kalp sabunu kolonyaladım, kalbin alt yüzeyini sarı renkteki erimiş sabuna batırdım ve hazır sabunumun üzerine yerleştirerek kurumasını bekledim. Bu sırada kenarlara taşan kısımları çay kaşığının sapıyla temizledim.


sabun4

İki sabun da yengemin annesi için yaptım. Onlar için de yine küçük kalp kalıplarımı kullandım. Şeffaf sabun bazını mavi sıvı boya ve yeni aldığım beyaz sedefimle renklendirdim. Bunu ikiye böldüm. Önce bir kat döktüm. Araya kalp sabunu yerleştirip üzerine ikinci katı döktüm. Sonuçtan oldukça memnun kaldım. Embed işlemi için hazırladığım başka minik sabunlarım da vardı, balık, deniz yıldızı ve çiçek şeklinde ama yine en hatasızı kalpler oldu. 

sabun2

Sırada yeni siparişler de var. Şimdiden sabun bazlarımın büyük kısmını tüketmiş durumdayım. Artık bazılarını bir ay daha bekletmek zorunda kalacağım napalım.

Sabun yapma konsepti hayatıma aniden girdi ve girer girmez de orada inanılmaz bir yer kapladı. Yeni kombinasyonlar denemek, insanlar neler yapmış diye internetten araştırmak, hata yapıp daha iyisini hedeflemek, kafamı dağıtıp günlük streslerden uzaklaşmamı sağlıyor. Özellikle bu hafta aldığım bazı kötü haberlerin ardından mutfağa kapanıp mis gibi kokularla ve birbirinden güzel renklerle uğraşmak moralimi yeniden yükseltti. Bu da benim terapim oldu sonunda. çok da iyi oldu! Umarım herkes kendine iyi gelen uğraşı bulup günlük koşturmalar içinde biraz olsun rahatlamaya vakit ayırabilir. Güzel bir hafta dileğiyle…    

‘Dilimlerim’ ve sabunlarım

Kış bir sıcak bir soğuk akıp gitmeye devam ederken sıcak evimde kendimle başbaşa günlerim de sürüyor. Evde herkesten uzak kalmak çocukluğumdan beri sevdiğim bir şeydi. Şimdi elimden geldiğince bu durumun tadını çıkarmaya çalışıyorum.

İlgim çeşitli etkinlikler arasında hızla gidip geliyor. Bazen günlerce üst üste “okunması gerekenler” listemden kitap okuyorum; öyle ki çoğu kez bir günde bir kitabı bitirecek kadar konsantre oluyorum. Son dönemde okuduklarım arasında Hemingway “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” Neil Gaiman “The Ocean At The End Of The Lane”, Jasper Kent “Twelve” ve Markus Zusak “Kitap Hırsızı” var.

Yüz Yıllık Yalnızlık
Yüz Yıllık Yalnızlık

Masamın üzerinde Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez’in “Yüz Yıllık Yalnızlık”ı duruyor, ancak dönemsel olarak “kitap dilimi”nden çıkmış ve yeniden “DIY dilimi”ne girmiş bulunmaktayım, o yüzden güzelim kitabı elime alasım yok son günlerde.

İspanyolca korku tüneli

Yeni sardığım etkinliklerden biriyse İspanyolca filmleri İspanyolca alt yazıyla izlemek. Dil öğrenirken yapılacak en faydalı işlerden birisi… İspanyol sineması korku ve thriller türünde oldukça zengin olduğu için ve ben de korku filmi izlemeye bayıldığım için geçtiğimiz günler oldukça keyifliydi. El Cuerpo (The Body), Tesis (Thesis), El Orfenato (The Orphanage) ve El Laberinto del Fauno (Pan’s Labyrinth)… Bunlar bana İspanyolca alt yazı bulmak konusunda hiç zorluk çıkarmadı.

Kaynak: 25-horas.com
Kaynak: 25-horas.com

Filmleri izlerken zaman zaman durdurdum ve benim için henüz hala hızlı olan akışı biraz yavaşlatarak birçok kez cümleleri tane tane okudum. Arada kilit bazı kelimelere Google Translate’ten baktığım da oldu. Yine de bunların sayısını filmi soğutmayacak seviyede tutmayı başardım ve tüm filmlerden çok keyif aldım. Bu sırada İspanyolca derslerde de dili daha kıvrak kullanmaya başladım, yaptığım egzersizler hemen kendini gösterdi. Ama en son indirdiğim filmlerin hiçbirine İspanyolca alt yazı bulamadım, bu nedenle İspanyolca dilimini de ileride geri dönmek üzere şimdilik bir kenara bıraktım.

Bir tarafta da kavgalı olduğum “yazı dilimi”  var, onu da unutmamak lazım. Açıkçası bu ara yazı dilimine, henüz içine tam olarak girmemiş olsam da, yakın hissediyorum kendimi. Bugün blog yazmak için gelen dayanılmaz istek sanırım bunun göstergesi. 

Bir Denizkızı’na rastladım

İçinde bulunduğum dilim ise DIY! Bu ara yine elimden iPad düşmüyor. Sürekli sabun yapımıyla ilgili yeni şeyler araştırıyorum. Yaratıcı ve farklı formüller bulmaya çalışıyorum. bu sırada el alışkanlığımın da artmasını istiyorum. O yüzden sık sık denemeler yapıyorum. Bu süreçte en kıymetli kaynaklarım ise Pinterest ve Youtube. Son olarak Youtube’da Ariane Arsenault ile karşılaştım. Bu sevimli kadın Kanada’nın Quebec bölgesinde Magdalen Adaları’nda (Iles de Madeleine) bir hediyelik sabun dükkanının sahibi. La Fille De La Mer (Deniz Kızı) markasının yaratıcısı Ariane’in dükkanından içeri (youtube aracılığıyla) şöyle bir girip de hayran kalmamaya imkan yok. Sabunların hepsi şeker gibi. Aşağıdaki videonun 11. dakikasından itibaren mağazayı görme fırsatınız olacak.

Bu güzellikleri görünce ben de kendimce sabunları eritip kalıba dökmekten daha farklı neler yapabilirim diye düşünmeye başladım. Malum benim dev kalıplar ve kazanlarla çalışabileceğim bir atölyem yok. Evimin en minik yeri olan mutfağımda minimum araç gereçle bu uğraşımı sürdürmeye çalışıyorum. Kendimi zorlamadan ama daha orjinal neler yapabilirim diye sorgularken bu kez Pinterest imdadıma yetişti. Yaratıcı insanların boardlarından güzel fikirler aldım ve sonunda sabunlarıma doğal malzemeler katarak onları renklendirmeye çalıştım. Sonuç şöyle oldu:  

Homemade Soaps

Küçük yıldızların içinde limon esansı ve limon kabuğu rendesi var. Limonun canlandırıcı, enerji verici ve cildi yenileyici etkisi olduğu biliniyor. Transparan – mor dairelerin içine peeling etkisi yaratması için haşhaş serptim. Sarı kalplerin içinde kurutulmuş ıhlamur çiçeği ve tomurcukları var, mis gibi limon ve ıhlamur kokuyor.  Mavi kalplerde swirling metodu kullanmaya çalıştım. İki farklı mavi tonunu aynı anda kalıba dökerek karıştırdım. Güllerim ise kahveli. Kahveli sabunlar internetteki araştırmalarıma göre mutfak sabunu olarak geçiyor, çünkü kahve eldeki soğan sarımsak kokusunu alıyormuş.  

Sokak kedilerine jest

Sokak hayvanları için çok şey yapan insanlardan değilim. Evimde bir kedi beslememe rağmen, sokaktaki hayvanlara gerekli özeni göstermediğim hissiyle sık sık vicdan azabı çekerim. Bu konuda daha aktif olan arkadaşım Damla, kedi evi yapmayı teklif ettiğinde fikir oldukça hoşuma gitti. 

Özellikle yavru kedilerin karlı havalarda sığınacakları bir yer bulmaları çok önemli, yoksa soğuklar bu miniklerin hayatına mal olabilir. Artık şehirlerde insanlarımız yaz sıcağında sokak hayvanları için kapılarının önüne su dolu kaplar bırakmayı kanıksadı. Sanırım şimdiki adım da evlerin önünde kartondan yapılmış kedi evleri görmek olacak. 

Karton kutu ve strafor

Kedi evi yapmak oldukça kolay. Herhangi bir yapı marketten alacağınız strafor, karton kutu, koli bandı ve maket bıçağı malzeme olarak yeterli. İlişikteki videoyu izleyince ne kadar kolay olduğunu siz de göreceksiniz.

kedi evi  

Sokak hayvanlarına ilgi göstermek bence kendince hassasiyetleri olan bir konu. Hayvanların yaşam koşullarını iyileştirmeye çalışırken şehir yaşantısında ortak alanlarımızı paylaştığımız komşularımızı ve diğer mahalle sakinlerini mümkün olduğunca rahatsız etmemeli ve hijyen koşullarına özen göstermeliyiz.

Bahçeye yemek atmayın

Apartmanın bahçesine üst katlardan gelişigüzel yemek serpiştirmek, bahçeye kağıt tabaklar içinde yemek bırakmak sonra bu zaman içinde kendinden geçen tabakların aylarca aynı yerde kalması, oldukça sağlıksız ve rahatsız edici bir durum.

Benim tercihim kedilere vereceğimiz yemekleri insanların camlarının, balkonlarının önüne bırakmaktansa kedilerin ulaşabileceği ancak ortak alanlarımızı kirletmeyecek ve hijyen koşullarımızı tehdit etmeyecek yerlere koymak. Örneğin insanların kullanmadığı ancak hayvanların vakit geçirdiği yeşil alanlar vs. Eminim hepinizin sokağında ya da mahallesinde böyle yerler vardır.

Sadece 10 dakika

Bir diğer önemli konu da hayvanlara yemek verdiğimiz plastik ya da kağıt tabak veya poşet gibi malzemeleri daha sonra geriye dönerek bulmak ve çöpe atmak. Bu da aslında hiç zor bir şey değil, sadece biraz özen göstermek hem çevre kirliliğini önlemek açısından hem de etrafımızla ilişkilerimiz açısından önemli. 

Kedi bana göre dünyanın en komik ve akıllı hayvanıdır. Üstelik sanılanın aksine sevgisini ve vefasını göstermeyi de çok iyi bilir. Onu seveni, onunla ilgileni anlar ve canı istediğinde karşılığını cömertçe verir.  Kediler için yapacağınız küçük karton evler sizin belki 10 dakikanızı alır ama bir sokak kedisinin hayatını kurtarabilir.  Şu ara havalar güzel gidiyor. Bu durumda kedi evinizi istediğiniz zaman hazır edip, hava sıcaklıkları düştüğünde sokağa çıkarabilirsiniz. 

Sırada lip balm var

Günlerdir internete yaptığım araştırmalar sonunda bugün balmumu kulanarak ilk lip balmımı yaptım. Sonuç: Oldukça amatör.

Öncelikle şunu söylemeliyim internette yüzlerce farklı yağ kombinasyonuyla yapılan lip balm tarifleri var. Ben aktarda bulduğum yağların kullanıldığı bir tarif seçtim. Yani tarife göre malzeme almadım, malzemeye göre tarif buldum ki o da hiç zor olmadı.

Lip balm yaparken genellikle katı kıvamını vermek için balmumu kullanılıyor. Kullanılmayanlar da var. Balmumundan uzak duracağım diyenler vazelinle de kendi lip balmlarını yapabilir. Ben ilk olarak içinde balmumu olan tarifi anlatacağım. Internetteki tarifi uyguladım ve bu tarifin bazı hatalara yolaçtığını gördüm. Aşağıda anlattığım o hatalara göre tarifi kendimce revize ettim. Yine de tarifi yaparken ilk sefelerde amatörlüğünüz mutlaka olacaktır. İlk deneyiminize göre kendi tarifinizi oluşturunca daha iyi sonuç alacağınızdan eminim. 

1-1,5  Yemek kaşığı balmumu rendesi

2 Yemek kaşığı hindistan cevizi yağı,

2 Çay kaşığı  tatlı badem yağı

5-6  Damla nane yağı

Balmumunu bain marie usulü erititikten sonra içine yağları ekleyin, renk katmak isterseniz kullanmadığınız kırmızı ya da pembe bir rujunuzdan bir parça keserek karışımın içinde eritin. Buna simli açık renk göz farı kırıntıları da ekleyebilirsiniz. Böylece parıltılı bir renk oratay çıkacaktır. 

Kokulu yağınızı ise karışımı ocaktan aldıktan sonra ekleyin ki kokusu uçmasın. Ben organik nane yaprağı yağı kulandım.

malzemeler

Yaptığım hatalar:

Balmumu fazla geldi. bu nedenle  lip balm sürülmesi zor oldu, daha çok lip stick kıvamına yakın oldu. 

Nane yağı fazla oldu. Esansı damlatırken varsa şişenin ağız kısmındaki kendi damlalığına aldanmayın bir anda beklentinizden fazla miktarda dökülebilir. Harici bir damlalıkla karışımınıza daha kontrollü ekleme yapabilirsiniz. Ben bu hataya düştüm ve istediğimden birkaç damla fazla aromatik yağ koymuş oldum. 

İçine koyduğum rujun rengi ya da miktarı yetersiz kaldı.Karışım katılaşınca renk her zaman koyduğunuz rujun daha açık bir tonu oluyor. 

Karışımı kutuya aktarmak için şırınga yerine kaşık kulandım. Kutuya karışımı aktarırken şırınga kullanmanız ise yüzeyinin daha pürüzsüz ve görsel olarak daha güzel olmasını sağlayacaktır.  

Şimdi de karışımın içinde kulandığımız malzemenin özelliklerinden biraz söz edelim. 

Hindistan cevizi yağı: Cildi besleme ve nemlendirme özellikleriyel antioksidan özeliğe sahip. Dermatit, egzama ve benzeri cilt hastalıklarına iyi geliyor. 

Tatlı badem yağı: Cilde iyi gelen E ve D vitamini ile kalsiyum ve magnezyum minerallerini içeriyor.  Kuru dudakların nemlendirilmesine ve dudaktaki çatlakların iyileşmesine yardım ediyor. 

Nane yaprağı yağı: Ağrı ve yorgunluk giderici, ferahlatıcı ve tazeleyici. (Benim kullandığım marka Happy Moments)

Not: Konuyla ilgili uzmanlığım yok. Tarif yalnızca internetten yapılmış bir derlemedir.  Ürünün içindeki malzemeler çeşitli cilt tiplerinde ve bünyelerde alerjik reaksiyona yol açabilir. Dudağınıza uygulamadan önce elinizde küçük bir bölgede denemeniz faydalı olabilir. 

Sabun yapıyorum!

Fotor0106231729

İşin aslı gerçekten şaşkınım bu halerime. Her şey işsiz kalmamla başladı. İnternette gezinirken hiç de harcım olmayan, gayet beceriksiz olduğum el işi, DIY (Do it yourself) vs konularının içinde buldum kendimi.  Önce pasta gibi rengarenk sabunları gördüm. Pasta derken şaka yapmıyorm, sabundan cupcake bile yapılabiliyor hem de gerçeğiyle karıştıracağınız kadar benzeri! Boyalar, esanslar, silikon kalıplar derken evde yapılan rengarenk, çilek, limon, vanilya kokulu lip balmlara takıldım. Anında kendime Tatlı Dilimler‘den bir sabun seti ısmarladım. Kozmetik hevesimi ise biraz daha erteleyerek hayatıma giren bu yeni zırvalıkları sıraya koymaya kara verdim.

Elimden iPad düşmüyor, sürekli farklı şekillerde sabunlara, anti-aging, egzama kremi vücut losyonu, nemlendirici, body scrub tariflerine bakıp duruyorum. Bu konularda inanılmaz yetenekli insanlar olduğunu görmek ve onların bloglarını takip etmek de ayrıca eğlenceli. Ortaya çıkanlar henüz kusursuz değil, ama yaptıkça eli alışıyor insanın, yapabildiğini gördükçe hoşuna da gidiyor.

Sabun yapmak dediğime bakmayın; benimkiler dekoratif… Esas mesele ‘cold process’ sabun yapmakta. İçinde zeytin yağı, kakao ve palmiye yağları ile e vitamini gibi farklı nemlendirici ve onarıcı özeliğe sahip maddeler bulunan doğal sabunlar bu yöntemle yapılıyor.  Ancak benim bu yöntemi kullanılan kimyasallar nedeniyle evde yapmama imkan yok. Yapan yok mudur? Vardır elbet ama henüz evi laboratuvar ortamına sokacak kadar moda girmedim. Üstelik meraklı bir de kedim olunca dikkatli olmak zorunda kalıyorum. Şimdilik yaptıklarım ‘melt and pour’ denilen türden. Şeffaf ve beyaz sabun bazlarını eriterek içine boya ve esans katıyorum. Sonra da kalıplara dökerek soğumasını bekliyorum. Aslında böyle anlatınca çok basit geliyor kulağa. Halbuki sabun hızlı eriyen ve hızlı soğuyan bir yapıya sahip. Eriyik haldeki sabunun içine soktuğunuz kaşık ve eklediğiniz esans bile ısısının azalmasına ve aniden donmasına neden olabiliyor. Bu da sabunlarınızın beklediğiniz pürüzsüzlükte olmasına engel oluyor. O yüzden de hız önemli. Bu konuda paylaşımlarıma mevzuyla ilgili engin araştırmalarım ve  deneyimim arttıkça devam edeceğim.

İlgilenenler tatlidilimler.com ve brambleberry.com sitelerinden sabun malzemeleri ve kalıpları alabilir. Eminönü’ne bu iş için henüz gitmemiş olsam da saha çalışması yapınca orada neler bulunabileceğiyle ilgili de paylaşımda bulunacağım. Bir de YouTube’da Soap Queen TV‘de şekerleme gibi insanın ağzının suyunu akıtan sabunların nasıl yapıldığına bakabilirsiniz.

sabunkolaj