BUTIK FLORANSA REHBERI

Floransa

Dünyanın en turistik kentlerinden biri olan Floransa’yı ağustos ayında ziyaret ettik. Bundan altı yıl önce Floransa’ya şubat ayında gittiğimde soğuktan donmuş ve gezdiğimden hiçbir şey anlamamıştım. Bu kez ağustosta sıcaktan kavruldum. Yine çok ızdırap çektim, ama bu kez ne pahasına olursa olsun kentin tadını iyice çıkardım.

Seyahatimize  ucuz bilet bulabildiğimiz Bolonya’dan başladık. Pegasus’la gecenin kör bir saatinde kente indik. Bolonya’da sadece bir gece geçirip ertesi sabah trene binerek Floransa’ya geçtik. Bunun için de hem havaalanına hem de tren istasyonuna mümkün olduğunca yakın bir otel seçmeye çalıştık. Otelimiz havaalanına 8 kilometre, tren istasyonuna ise 2 kilometreydi. Bunların arasındaki ulaşımı taksiyle sağladık. Hotel Fiera’da kahvaltı hariç çift kişilik oda için 30 euro verdik. Otelde fazla vakit geçirmediğimiz için çok değerlendirme yapamayacağım, ancak  şık, temiz, lüks denebilecek bir otel olduğunu söyleyebilirim.

Floransa’ya Bolonya’dan yaklaşık 40 dakikada bir tren var. Dolayısıyla bileti önceden alma gibi bir zorunluluk yok. Bolonya-Floransa arası da 37 dakika sürüyor. 

tren

Tripadvisor mucizesi

Floransa’daki otelimiz,  oldukça merkezi ve sakindi. Touristhouse Battistero, tren istasyonunda 10 dakika mesafede ve kentin en turistik meydanına çıkan sokaklardan birinde olduğu için her yorulduğumuzda rahatlıkla geri dönüp dinlenme fırsatı bulduk. Otelin sahibi de Floransa turumuz konusunda bize oldukça yardımcı oldu. Onun yönlendirmesiyle belli müzeler için önceden  biletlerimizi alarak uzun kuyruklara girmekten de kurtulmuş olduk.

Bu kez daha önce yaptığımız yurt dışı seyahatlerinden farklı olarak iphone’un Tripadvisor uygulamasını çok etkin biçimde kullandık. Kalacağımız otellerden gezeceğimiz yerlere, yemek yiyeceğimiz restoranlara kadar hep Tripadvisor’da yüksek oy almış yerleri tercih ettik. Bunun faydasını da fazla fazla gördük.

IMG_0710

Uygulama tursitik kentlerde farklı alternatiflerde yürüyüş turları öneriyor. Bunlardan en çok ilgimizi çeken turları seçtik, böylece nerede ne olduğunu bilerek ve görülmesi gereken yerleri kaçırmadan şehri verimli şekilde turlamayı başardık. E uygulama yolumuzu da gösteriyor GPS’le, daha ne olsun? Hiçbir yerde bundan daha kolay gezdiğimi hatırlamıyorum.

İlk sabah otelimize yerleştikten sonra kahvaltı için soluğu otelin yanındaki kafede aldık. Scruderie,  sandviç, tost ve binbir çeşit pasta türeviyle aklımızı başımzıdan almayı başardı.  Kahvelerinin de aynı lezzette olduğunu görünce mekanı tavsiye etmek üzere aklımıza yazdık.

Duomo2

‘Duomo’yu keşfediyoruz

Gezmeye başladığımızda ilk durak dev kubbesiyle ünlü Basilica di Santa Maria del Fiore oldu. Turistlere göre kısaca Duomo (İtalyanca katedral) adıyla bilinen katedral Floransa’nın sembollerinden.

Yapımı 100 yıldan uzun süren katedralin dış görünüşü gerçekten büyüleyici, ancak içinde aynı ihtişamı göremiyorsunuz. Gotik yapıdaki binanın dış yüzeyi renkli mermer ve panellerle kaplı yeşiller, pembeler, beyazlar insanın aklını alıyor. O nedenle önce katedrale dışarıda şöyle iyice bir bakmak, merdivenlerinde biraz vakit geçirmek, o sırada meydandaki faytonların resmini çekmek keyifli oluyor.

Dev katedral, kentler arasındaki rekabetten doğuyor. Kentin ruhbanları, Siena ve Milano’da yapım emri verilen katedrallerle yarışabilecek bir katedral inşa edilmesini istiyor ve bu görevi mimar Adolfo Di Cambio’ya veriyor. Yapı üç birimden oluşuyor  Baptisteri, Giotto’nun çan kulesi ve katedral. Bunların üçü de UNESCO dünya mirası listesinde. Katedral, İtalya’nın en büyük katedrallerinden.

Kubbesi hala sır

Katedralin kubbesinin ise bugün bile nasıl inşa edildiği çözülebilmiş değil. Konuyla ilgili National Geographic’te de şu günlerde bir belgesel yayınlanıyor. Di Cambio’nu yaptığı modelin kubbesi çökünce uzun yıllar boyunca kimse kubbeyi tamamlamaya cesaret edemiyor, çünkü kimsenin kubbenin nasıl yapılması gerektiği hakkında bir fikri yok. Bu ikilemi çözense Filippo Brunelleschi oluyor. Kubbe modern malzemelerin kullanılmaya başlanmasına kadar dünyanın en büyük kubbesiydi. Halihazırda da tuğlayla yapılmış dünyanın en büyük kubbesi konumunda.

Çan kulesine çıkış konusunda ise uyarıda bulunmam lazım. 414 basamakla çıkılan kulede iniş ve çıkış aynı merdivenlerden yapıldığı için çoğu zaman yarı yolda düğüm olup kalabiliyorsunuz. Çok sıcak havalarda yapılması çok da gerekli değil.

Meydanda gezilecek diğer yerler arasında San Lorenzo kilisesi ve kilisenin içindeki iki şapel var. Bunlardan biri Michelangelo tarafından yapımına başlanmış ama yarım kalmış ve başka mimarlar tarafından tamamlanmış. İçeride, Medici ailesinin bazı fertlerinin mezarları yer alıyor.

Medici ailesi Floransa ve İtalya’nın en güçlü ailelerinden. Sanatın önemli destekçisi olan ailenin rönesansın oluşmasında önemli etkileri var. Aile, ayrıca ticaret, bankacılık, siyaset, din gibi alanlarda da çok etkili ve söz sahibi.

Piazza Vecchio

Açıkhava müzesi gibi

Kentin Duomo meydanı kadar hareketli ve turistik meydanlarından biri de Signora Meydanı (Piazza de la Signora) diğer adıyla ise Piazza Vecchio. Meydanda yer alan heykeller ve saray (Pallazzo Vecchio) insanın başını döndürüyor.  Meydanın bir ucunda yer alan Loggia della Signoria tam bir açık hava sergisi. Burada yer alan heykellere biz tam bir gecemizi ayırdık. Heykellerin arasında oturup internetten her bir yapının hikayesini yapımını ve mitolojik öyküsünü araştırdık.

Meydandan çok sayıda kafe ve restoran ile havaya renkli zımbırtılar fırlatan sokak satıcıları mevcut. Bu zamazingolar İtalya’nın turistik kentlerinde de en az Taksim’de olduğu kadar popüler.

Ponte Vecchio

Kasaptan kuyumcuya

Floransa’nın en sevimli yerlerinden biri ise Arno nehri üzerindeki eski köprü yani Ponte Vecchio. 14. yüzyıldan kalma bu köprü üzerinde küçük taş dükkanlar var. Daha önce kasap olan bu dükkanlar yaklaşık 500 yıldır kuyumcu olarak kullanılıyor. Medici ailesi bu kasapların kokusuna tahammül edemedikleri için onları bu dükkanlardan çıkartmış. Floransa’ya son gittiğimde aşıklar köprüye asma kilitler takıyordu. Şimdi turistlerin bu geleneği yasaklanmış durumda. Köprüye kilit asanlar para cezasına çarptırılıyor. Bir polis de eskiden kilitlerin asılı olduğu bölgede nöbet tutuyor.

Floransa’ya gitmişken Avrupa’nın önde gelen iki sanat galerisine de bir bütün gün ayırmanızı tavsiye ederim. Özellikle Uffizi’yi gezmek (nasıl gezdiğinize bağlı olarak) bir bütün gününüzü bile alabilir. Biraz sanat tarihi ve Roma mitolojisi hakkında kulak dolgunluğu da gezinizi çok keyifli hale getirebilir. Uffizi’de Botticelli tablolarını, Academia’da ise Michelangelo’nun David heykelini görmeden Floransa seyahatinizi bitirmeyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s