NORMANDIYA’DA BIR ILHAM PERISI: HONFLEUR

Fransa’nın Batı kıyılarındaki yolculuğumuz Honfleur denilen küçük bir okyanus kasabasıyla başladı. Honfleur, Fransızların Normandiya kıyılarındaki sayfiye mekanlarından biri, çağlar boyunca önemli bir limanı ve ticaret merkezi olmuş. Yüzyıl Savaşı sırasında büyük ölçüde yıkılan kasaba, savaşın ardından baştan sona yeniden inşa edilmiş. Kasabanın  dingin çehresi çok sayıda ressamın tablolarına konu olmuş.  Kasaba, kutu gibi, iki, üç saat içinde turistik bir turu kilise ve müzleriyle birlikte rahatlıkla tamamlayabilirsiniz.

Zenginlerin paylaşamadığı evler

Honfleur, 17. yüzyıldan kalma yapılarıyla döneminin atmosferini korumayı başarmış. Kasabaya karakterini veren ise 1681 yılında 14. Louis’nin finans bakanı Colbert’in emriyle inşa edilmiş eski liman ve çevresindeki yapılar. Fransa’nın zenginleri Saint Catherine sokağındaki rıhtıma bakan evlere öylesine büyük rağbet göstermiş ki evler aileler arasında paylaştırılmış. Evlerin hemen hepsinin farklı iki sokak kapısı var. Bu kapıların biri evin önündeki diğeri arkasındaki sokağa açılıyor. Çoğu dönemin yapılarına göre yüksek sayılabilecek şekilde 5-6 kalı evler, yüskek tavanlı bu evlerin çoğunda asma katlar da var. Rıhtımı çevreleyen evler, UNESCO Dünya Mirası listesinde.

Havaya dikkat

Kasabaya yolunuz düşerse kendine has ahşap ve taş evlerin gölgesinde rıhtımdaki klasik fransız kafelerinde yenilecek bir krep ya da galette’i şiddetle tavsiye ederim. Bunun dışında deniz mahsulleri de kasabadaki restoranların olmazsa olmazı. Ancak Normandiya bölgesine yapacağınız bir seyahatin özellikle ilkbahar ve yaz aylarında olması sizi daha mutlu edecektir. Fransa’nın Normandiya bölgesi hava durumuyla kötü ün yapmış bölgelerden biri. Neredeyse her mevsim yağan yağmur, artık kent halkı ve turizmcilerin dalga geçtiği bir konu haline gelmiş. Bu durum kartpostallara bile yansımış durumda. Zira Normandiya’yı ziyaret edenlerin mevsim ne olursa olsun mutlaka şemsiye ve yağmurluk almaları tavsiye ediliyor. Bizim Temmuz ayında yaptığımız seyahat tatlı bir serinlik eşliğinde güneşle de süslenince oldukça tatmin edici oldu. Ancak ertesi gün yaptığımız Mont Saint Michel seyahatimizde o kadar şanslı değildik. O macerayı ise bir başka yazıya saklıyorum.

Honfleur, ortak yıkanma alanları

Okyanusun tadını çıkarın

Honfleur’de Okyanusun tadını çıkarmak isteyenler kasabanın plajlarını da ziyaret edebilir. Ancak yine uyaralım. Normandiya kıyıları Bodrum’a Antalya’ya benzemez. Bir kısım insanın mont ve lastik botlarla gezdiği havalarda bir kısım insanı da mayolarla sahilde görebilirsiniz. O nedenle Honfleur seyahati biz Türkler için denizden daha çok Fransa’nın ve Normandiya bölgesinin zengin tarihini, karakteristik mutfağını ve şaraplarını tadabileceğiniz bir keyif ve dinlence seyahati olabilecek nitelikte. Ayrıca deniz ve yelken merakı olanlar için tekne ve yelkenli kiralayarak okyanus havasının tadına varmak da mümkün.  

Kasabanın tarihi yapıları St. Catherine Sokağı ve eski rıhtımla sınırlı değil. Okyanustan çıkan ve bölgenin en önemli ihraç ürünü olan balıkların başka limanlara gönderilmeden önce bozulmamaları için tuzlandıkları  mahsen bugün hala görülmeye değer yapılar arasında. Seine nehrinin ağzında bulunan kasabada nehrin sularının aktığı ortak yıkanma alanları da turistlerin ilgisini çeken mekanlardan. Kasabanın en görkemli yapısıysa 15. yy’ın sonunda inşa edilen St Catherine kilisesi. St. Catherine, Fransa’da ahşaptan yapılma ve ayrı bir çan kulesi bulunan en büyük kilise olma özelliğine sahip.

Eski limanın kıyısındaki evler

Sanatçılar için cennet

Bu arada Honfleur aynı zamanda resimle ilgilenenlerin özellikle dikkatini çekecek bir durak, zira kasaba ünlü empresyonist ressam Eugene Baudin’in de doğum yeri. Ancak kasabanın tek ressamı Boudin değil. Claude Monet, Eugene Delacroix, Gustave Courbet, Jean Barthold Jungkind, Renoir ve Cezanne gibi Fransanın ve Avrupa’nın birçok köşesinden ressam Honfleur’ün romntik atmosferini keşfetmiş ve eserlerine yansıtmış. Honfleur’ün gün içinde sürekli değişen havası da her dönem ressamlar için ilham kaynağı. Kasabadaki Eugene Boudin Müzesinde bu eserleri birarada görebilirsiniz.

Honfleur’den notlar

  • Honfleur Ortaçağ’da Fransa’nın Nantes, Bordeaux La Rochelle ve Le Havre’dan sonra beşinci büyük köle ticareti limanı olmuş.
  • 1503de Binout Paulmier de Gonneville Normandiya kıyısındaki bu küçük kasabadan yola çıkarak Güney Amerika kıyılarını keşfetmiş.
  • Samuel De Champlain de 1608’de yine bu kıyılardan çıkarak bugün Kanada’nın Quebec bölgesi olan yere ulaşmış ve buraya Yeni Fransa adını vermiş. 
NOT: Bu yazı 18.07.2011 tarihinde Milliyet Cadde’de yayımlandı. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s